TAPU-KADASTRO ÇALIŞMALARINDAKİ
ADALETSİZLİK ÜZERİNE
DEVLET BÜYÜKLERİMİZE
AÇIK MEKTUP
Bilindiği
üzere Karadeniz Bölgesi’nde, dolayısı ile Trabzon ili Şalpazarı ilçe ve
köylerinde son yıllarda harita, kadastro çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışma
halen devam etmektedir. Kadastro çalışması ile vatandaşa arazisinin tapusu
verilirken, kamu (orman vasfı taşıyan ) araziler de devlet tarafından kayıt
altına alınmaktadır.
Orman mülkiyeti sınırları
belirlenirken, yöre insanının, Osmanlı’dan günümüze değin sahip oldukları
belgeler ve mülkiyet hakkı dikkate alınmamaktadır. Bu konuda aşağıda serdettiğimiz
tarihi kayıtlar yok sayılmaktadır. Atalarımız, bu toprakların bedelini ve vergilerini,
yaklaşık 500 yıldır devletimize ödemiştir.
Bölgede harita ve
kadastro çalışması, son dönemlerde çekilen hava fotoğraflarına göre
yapılmaktadır.
Osmanlı döneminde kayıt
altına alınan arazilerde sınırlar, dere, tepe, taş ve komşu tarla
sahipleri isimleri ile işlenmiş olup, birçok yerde ölçüm metre cinsinden değil,
arşın olarak belirtilmiştir. Dedelerimiz, eskiden dönüm hesabını, tarlada çıkan
hasat miktarına göre (got, sepet) yapmaktaydı.
Verimli beş dönüm tarla ile verimsiz yirmi dönüm tarla aynı miktarda hasat
verdiği için ikisi de “got, sepet”lik olarak hesap
edilirdi. Kayıtlara da böyle geçirilmiştir.
Vatandaşın kendi
tarlasında ve tarla sınırları boyunca yetiştirdiği ağaç topluluğu olan yerlere,
devlet görevlilerince, devlet adına el konulmaktadır. Çığ düşmesi, heyelan
tehlikesine karşı, uçurum ve çok dik yamaçlardaki arazilerine vatandaş ağaç
dikmiştir. Bu ağaçlar, aynı zamanda kışın yakıt/odun ihtiyacını karşılamak
amacı ile yetiştirilmektedir. Yöremiz insanının çeşitli ihtiyacını
karşılamak ve gelmesi muhtemel olan doğal felaketleri önlemek için yetiştirdiği
kızılağaç bugün orman kapsamına alınmaktadır. Köylerimizin ortak malı olan
otlak, mera gibi hayvanlarını otlattığı alanlar da köylünün elinden alınmıştır.
Böylece yöremizde hayvancılık bitmiştir. Tarım arazisi de kalmamıştır.
Tarım ve hayvancılık
yapabileceği arazileri devletleştirilen bölge insanı mağdur edilmektedir.
1945 öncesi hava
fotoğraflarına göre uygulama yapılsaydı gerçekler anlaşılacaktı. Fakat
çaylıklar ile fındıklıklar da hava fotoğraflarında orman görünmektedir. Kaldı
ki, bugün hala hayatta ve 70 yaşı geçkin bütün yaşlılarımız, orman kapsamında
değerlendirilen birçok yerin, 1945 öncesi mısır ve buğday tarlaları olarak
yıllarca işlendiğinin canlı şahitleridir.
Dolayısıyla bugün orman
mülkiyet sınırlarını belirleme çalışması, hatalı ve eksik yapılmaktadır.
Vatandaşımızın itirazları dikkate alınmamaktadır. Köylerimizde yapılan tapu
kadastro çalışmalarında, köyün tarihi geçmişini bilen, ehil kişilerin bilgisine
başvurulmamaktadır. Köyün geçmişini bilen kişiler bilirkişi olarak atansa bile,
verdikleri bilgiler dikkate alınmamaktadır.
Trabzon ili Şalpazarı ilçesinin
tarihi geçmişi 500 yıl öncesine dayanmaktadır. Yöredeki vatandaşlarımız bu
köylerde bu kadar yüz yıldan beri ikamet etmektedir. Osmanlı devletine ve
Türkiye Cumhuriyeti’ne yıllardır toprağının vergisini vermektedir. Bunlarla
ilgili olarak T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı
Arşivleri Daire Başkanlığı’ndan temin edilen Mufassal ve İcmal Defterleri
kayıtları bunu göstermektedir.
Arşiv Kayıtlarında
mevcut olan T.T.D 52 (H.921-M.1515)’de (sayfa 760) Akhisar
Deresi’nde 7 adet mezradan bahsedilmektedir. Bu tarihte Akhisar Deresi’nde köy
mevcut değildir. Bahsi geçen 7 adet mezra şunlardır.
1. Alakadir Mezrası (Geyikli)
2. Sazaklı-Karaağaç
Mezrası (Düzköy)
3. Dereköy Mezrası
4. Çamkiriş Mezrası
5. Kireç Mezrası
6. Karaşeyh Mezrası
7. Kara-Evgan Mezrası
Hasan Beyoğlu Ahmet Çelebi Zaviyesi’ne bağlı olan
bu mezraların hâsılatı 1.500.- akçedir.
TTD
387 İcmal Defterinde (H.937 – M.1530) ise
bu mezraların gelirleri Şeyh Murat Oğlu Kasım Dede Zaviyesi’ne aittir. Hâsılatı
yine 1.500.- akçedir. Bahsi geçen bu zaviye bugün Giresun ili Tirebolu ilçesi Boynuyoğun köyünden ayrılma Tekkeköy’dedir.
Mezralarda tek değişiklik,
Kara-Evgan yerine Evgan
Mezrasının ortaya çıkışıdır.
TTD
288 (H961-M.1554)’te Akhisar Deresi’ndeki mezralar, yine Hasan Bey Oğlu
Ahmet Çelebi Zaviyesi’ne aittir. Hâsılatı değişmemiştir. Hâsılatı 1.500.- akçedir.
Bu tarihten sonra Akhisar Deresi’ndeki mezraların 4 tanesi köy statüsüne
yükselmiştir. Bunlar; Sazaklı Karaağaç (Düzköy), Çamkiriş,
Kireç-Kalecik ve Dereköy’dür.
A.DFE
734 (H.981-M.1574) sayılı Mufassal Defter
parçasında üç köy ve bir mezranın adı geçmektedir. Köyler; Sazaklı-Karağaç (bugünkü Düzköy) Çamkiriş
ve Kireç’tir. Mezralar ise Karaşeyh ve Karagürgen
nam-ı diğer Kızılüzüm’dür. Bu mezraların hâsılatı 1500
akçedir. Köylerden Sazaklı-Karağaç (Düzköy)’ün
hâsılatı 700 akçe, Çamkirişin hâsılatı ise 400 akçedir.
Diğer bir belge,
İstanbul'daki Başbakanlık Osmanlı Arşiv Daire Başkanlığı'nda bulunan ve 11 Zilhicce 1266 (10 Ekim 1850) tarihli
Maliyeden Müdevver 7957 numaralı defterdir. Bu defter Trabzon
ilinin Akçaabat ve Vakfıkebir ilçelerini kapsamaktadır. 1850 yılında
Vakfıkebir'e bağlı olması münasebeti ile Şalpazarı ve köylerini de
kapsamaktadır. Söz konusu defterde, köylerimizdeki arazi sahipleri ve
ödedikleri vergiler kayıt altına alınmıştır.
Yukarıda belirtiğimiz ve devletimizin arşivlerinde de mevcut olan bu
kayıtlar, şunu göstermektedir. Bizler bu topraklarda bilinen tarihi ile yaklaşık
500 yıldır ikamet etmekteyiz. Bunca yıldır vergisini ödediğimiz
topraklarımız, bugün devlet tarafından elimizden alınmaktadır. Bu
haksızlıklar yapılırken vatandaş, 2B uygulaması gerçekleşirse yerlerinizi geri
vereceğiz diyerek kandırılmaktadır. Vatandaş bu kadar asır sahip olduğu
arazisinde gecekondu işgalcisi muamelesi gördüğü ve sürgün durumuna düşürüldüğü
için feryat etmektedir. Ancak bu feryadını da yetkililere duyuramamaktadır.
Yöremizde çokça yetişen
ve orman özelliği taşımayan kızılağaçlık bütün bölgeler orman kabul
edilmektedir ve vatandaşın elinden alınmaktadır. Karadeniz’de yaşayanlar bilirler
ki, kızılağaç kendiliğinden ve hızla yetişen bir ağaç türüdür. Endüstriyel ve
ekonomik hiçbir değeri olmayan ve bölge halkı tarafından kötü bir odun/yakıt
türü olarak mecburen kullanılan kızılağaç, orman kapsamından çıkarılmalıdır.
Sizlerin de bildiği gibi,
yöremizde arazi dar ve engebelidir. Bu nedenle kolay tarım yapılamamaktadır.
Miras yolu ile yüzyıllardır bölüne gelen arazi, vatandaşımızın geçimini
sağlayabileceği ölçüde değildir. Bütün bu olumsuz şartlar yöre insanını gurbete
çıkmaya ve göçe zorlamıştır.
İnsanlarımızın geçim
derdiyle gurbete çıkmasından dolayı, bakımsız kalan arazilerinde çok hızlı
büyüyen ve yayılan kızılağaçlardan oluşan orman oluşmuştur. Yöremizde tapu-kadastro
çalışması yapan görevliler, kızılağaçlık gördükleri her araziyi devlet ormanı
olarak yazmışlardır. Bu nedenle eğer “2B Yasası” bir an önce çıkarılıp kızılağaç
orman kapsamı dışına alınırsa, yöremizdeki problemin azami bir kısmı giderilmiş
olacaktır.
Bu konu yöre insanı için
çok önemlidir. Bu haksız ve yörenin gerçekleriyle çelişen uygulama karşısında vatandaşın,
devletine olan güveni sarsılmakta, zedelenmektedir. Karadeniz ve Ağasar insanı vatanına bağlıdır. Vatanı ve devletinin
bütünlüğü için hiç düşünmeden canını seve seve
vermektedir. Dolayısıyla bu mağduriyetin bir an önce giderilmesi en büyük
temennimizdir.
Mustafa KÜÇÜK