|
Karakısrak
Ağasar
Deresinin başlangıç noktasının doğusunda bol sulak, ormanlık ve
otlak alanı olan ve birçok Şalpazarı köylerinin mezrası olan bir
tepedir. Dumanı ve sisi boldur.
Karakısrak isminin nereden geldiği:
Adamın biri, zayıf, hasta bir kısrakla yaylaya giderken
kısrağının hasta ve zayıf haline acıyarak onu söz konusu tepeye
salmış. Kısrağın hastalıktan dolayı çok geçmeden öleceğini düşünmüş.
Dört ay sonra yayladan dönüş zamanı adam, bu tepeye geldiğinde,
öldüğüne inandığı kısrağının ruhuna seslenerek şöyle demiş:
"Hey kısrağım hey,
Kimbilir neler oldun.
Çürüyüp kemik oldun."
Sahibinin sesini duyan kısrak kişneyerek koşup sahibinin yanına
gelmiş. Kısrak eski hasta, zayıf kısrak değil; besili, güçlü
kuvvetli eskisinin iki misli bir kısrak olarak bu tepede kendine
gelmiş. O günden sonra bu tepeye Karakısrak Tepesi denilmiş.
KARAKISRAK TÜRKÜLERİ
Karakısrak Tepesi,
Hiç dumansız durur mu.
Benim buyüreciğim,
Senden ayrı kalır mı.
Karakısrak çeşmesi,
Yandan akıyu yandan.
Ben yârimi severim,
Hem yürekten hem candan.
Ey gidi Karakısrak,
Varsak orada dursak.
Eşidürmü aça yar,
Ha buradan çağırsak.
Karakısrak yokuşu,
Dizlerime dokusu,
Yârimle böyle gene,
Bana nasıl yakı şu.
|