|
OTÇULAR HAFTASI
AĞASAR OTÇUSU
Yörede Çepnilerinin kullandığı bir kelimedir. ‘‘OT ’’ kökünden
türemiştir. ot-çu otları yapan kişi, ot eden kişi anlamına gelmektedir.
Çepni boyundan olan yöre halkı mısırları çapalama işlemine ‘‘ot
kazma’’, bu işi yapan topluluğuna da otçu, otçular demektedir.
Kavram ve içerik olarak ise ot yapan, ot çapalayan işleminden çok, bir
kültürel etkinlik, geleneksek şenlik, panayır, topluluğunu ifade
etmektedir.
Otçular Haftası ya da Kadırga Şenliği diye bilinen bu yayla şenliği
adını bu şekilde almaktadır.
Otçu Şenliği Karadeniz yaylalarında yapılmaktadır. Bunlardan en
görkemlisi ise Kadırga ve Sisdağı yaylalarıdır. Kadırga yaylası, Trabzon
ve Gümüşhane il sınırlarının kesiştiği noktadadır. Otçu şenliği Kadırga
yaylasında Temmuz ayının 3 haftası cuma günü yapılırken, Sisdağı
yaylasında ise Temmuz ayının 4.haftası cumartesi günü yapılmaktadır,
Sisdağı yaylası ise; Giresun Trabzon il sınırlarının kesiştiği noktada
bulunmaktadır. Kadırga yaylası Trabzon’un batı tarafı yaylaları için yaz
aylarında Pazar konumundadır. Cuma günleri Pazaryeri kurulur ve civar
yaylacılar ihtiyaçlarını buradan karşılar.
Her bir obanın otçusunda önde erkekler arkada bayanlardan oluşan horon
grupları ve bunların en arkasında yöre halkı yöresel kıyafetleri ile
birlikte yayla çimenlerini eze eze kadırga pazarı etrafındaki alanlarda
Kemençe ve davul zurna ile tepilen Horonlarla gün boyu devam eden bir
geleneğin ifadesinde buluşurlar. Otçu kalabalığını yöneten değnekçinin
yanı sıra atlı bir kişi de atı ile birlikte bu otçudaki düzeni sağlamak
için otçu ortasında yerini alır.
Çepni toplulukları bu şenliğe Otçu Şenliği ve katılanlara da Otçu,
denmektedir. Geleneksel olarak yılın orak (Temmuz) ayında
mısır çapalama (ot kazma, ayıklama) işlemini bitiren yöre halkı,
kalabalık topluluklar halinde yöresel kemençeler eşliğinde horon
oynayarak türkü söyleyerek yola koyulurlar. Otçu şenliği Şalpazarı’nda
Çarşamba günü başlar ve Cuma günü akşamı sona erer. Şalpazarı’nın hafta
günü olan Çarşamba günü İlçe merkezinden Kemençe, davul – zurna
eşliğinde yola çıkılır. İlk gün Karakısak yaylasına çıkılır, buradaki
Bulu Veysel’in kahvesinde mola verilir, gece burada yine eğlenceyle
geçilir. Perşembe günü Karakısak yaylasından hareket eden topluluk horon
oynaya, oynaya Fol dereye iner. Fol dereden yukarı Gö su, Akiseden
yukarı Kadırga yaylasındaki obalara doğru ilerlenir. Akşamüstü her otçu
( Aktaş otçusu, Aktaş Obasına, Eskala otçusu Eskala) obasına ulaşır. İki
gündür yolda olan otçular, Perşembe günü gecesini, isteyen dinlenerek,
isteyen eğlenerek geçirir. Esas şenlik Temmuzun üçüncü Cuma günüdür.
Genç kızlar, delikanlılar, İhtiyarlar o gün en yeni kıyafetlerini giyer
ve Horon tepe tepe Kadırga Pazarına doğru yola çıkarlar. Tam Öğle vakti
otçular kadırgaya girer. Bu görülmeye değer muhteşem bir görüntüdür.
Kadırganın tepesinden aşağı Aktaş Obası otçusu, Onun Tam karşısındaki
Tepeden doğru Eskala Otçusu aynı anda Kadırgaya giriş yapar. Her iki
otçu Kadırganın horan düzünde buluşur ve Tek bir otçu haline gelir.
Artık oba ayrımı kalmamıştır. Ağasarlılar bir bütün haline gelmiştir,
tek vücut olmuştur. Muhteşem bir horon halkası kurulmuştur. Horon
halkası oka dar büyümüştür ki kemence bir uçta çalarken diğer uçtaki
kemençe sesini duyamaz. Bundan dolayı da Horon halkasının içinde en az 5
– 6 kemençeci kemençe çalmaktadır. Bir yıl boyunca bu güne hazırlanan
İnsanlar gönüllerince eğlenmekte, Pikniğini yapmaktadır.
Tabi bütün bu yazdıklarımız mazide kaldı. Benim neslim bu şenlikleri
yaşayan son nesildir. Her konuda yaşanan kültür dejenerasyonu OTCU
muzu da bozmuştur. İnsanlar artık yaylaya araba ile gitmekte. En
önemlisi de Kadırgada Otçu haftası kutlanmayıp, belediyelerce Konser
verilmekte. Maalesef bir gelenek yok edilmektedir.
Kadırga düzü de kalmamıştır. Otçular kadırgaya girememektedir. Bütün
bunlara sebep olanlar ise Kürtün, Öz Kürtün, Şalpazarı, Tonya ve Maçka
belediyeleridir. Son dönemlerde yöremizde uydurma şenlikler
düzenlenmektedir. Bunu da maalesef belediyelerimiz organize etmektedir.
Belediyeler şayet festival yapacaklarsa, bilinen tarihi ile en az 500
Yıldır halk tarafından düzenlenmekte olan Otçu geleneğine sahip
çıksınlar.
Kadırgada ses kirliliği yapan o müzik aletlerini, ses düzenlerini, Kuru
Göle ya da buna benzer başka bir alana kursunlar, çevre kirliliklerine
burada devam etsinler.
Otcolarımızın kadırgaya girmesini ve eskisi gibi birleşmesini
sağlasınlar.
Aslında buradaki yozlaşmada Trabzon ve Gümüş hane valiliklerinin de
kusuru vardır. Belediyelerin, özelliklede Öz Kürtün belediyesinin,
tarihi yüz yıllara dayanan bu geleneği yok etmesine seyirci
kalmaktadırlar.
Edirne’deki Kırkpınar şenliğine, Kültür bakanlığı, Edirne valiliği ve
Edirne belediyesi sahip çıkmakta, tüm dünyaya tanıtmaktadır. Bir
etkinlik yaşatılırken, bölge ekonomisine katkı sağlaması sağlanmaktadır.
Bunu biz neden başarmayalım.
Halkın kendiliğinden organize ettiği bu tür etkinlik Türkiye’de kaç
tanedir. Belediyeler şayet bu etkinliğe destek vermek istiyorlarsa, en
büyük katkıları şenliğe müdahale etmemek le olacaktır. Onların asli
görevi olan, alt yapı hizmetlerine yönelsinler. Her yıl en az 50 bin
kişinin geldiği Kadırga da hala su yok, Tuvalet yok, Toz toprak içinde.
Çöpleri toplayan yok. Kadırgada açılan çadırlardan para toplama ya
gelince, Belediyelerimiz kavga ediyor. Altyapı hizmetine gelince, kimse
sahiplenmiyor.
Kadırga yaylasının kimin topraklarında olduğu önemli değildir. Bugünkü
il ve ilçe sınırları temel alınarak hesap yapılmamalıdır. Çünkü bu
sınırlar yakın tarihimizde çizilmiştir ve kültürel sınırları kesin
olarak belirtmemektedir.
Asıl dava Kadırga’dan rant sağlama kavgasıdır. Kurulan pazardan
para toplamaktır. Bu duruma tepki gösteren Eskala ve Aktaş otçu grupları
Kadırganın merkezine inmemektedir..
Kültür, bir toplumu diğerlerinden farklı kılan değerler bütünü ve hayatı
algılama biçimidir. Bilim ve teknoloji evrensel ama kültür millî’dir.
Kültürlerin millî olması, içine kapanık, diğer kültürlerden kopuk
olmaları anlamına gelmez.
Bizler atalarımızdan miras kalan kültürel zenginliklerimizi korumakla
yükümlüyüz. Bizi diğerlerinden farklı kılan olgular yok olduğunda bizler
de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız. Bunu asla unutmayalım…
Mustafa KÜÇÜK
KADIRGA ATMA TÜRKÜLERİ
Haburası neresi,
Ören Obası Ören
Yitirdim ufağumu
Yok mudur onu gören.
Kadırga dedikleri,
Bir yamanın belinde.
Ne yalvarırsın bana.
Ne var benim elimde.
At benim atımıdı,
Kadırgada sattılar.
Onun yuvası iyi,
Benimkini yıktılar.
Kadırgaya giderken,
Daşoluktan su içtim.
E kız senin var diye,
Neçelerinden geçtim
Kadırganın başları,
Hiç durmuyu dumansız,
Ellerin yari geldi,
Hani bizim imansız.
Kadırganın arkası,
Cuma gün haftası.
Sevdalıktan yanıyu,
Yüreğimin ortası.
Kadırganın başında,
Çift oturur hanımlar.
Giyinipte kuşanmış,
Kime havu çalımlar
Kadırga yok diyular,
Nereye gidiyular.
Benim ufak gülümü,
Ellere veriyular.
Ah Kadırga Kadırga,
Cuma gelmedi mi?
Kız senin yalanların
Daha tükenmedi mi?
Kadırga denen yere,
Tente kurarım tente.
Al da gidelim beni
Sende sevdalı bende
|